İLKSEZİ
Bir konuda edinilen ilk ve yalın bilgi
İLTİMAS
Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma
İLZAM
Cevap veremez duruma getirme, susturma
İLİŞKEN
Deniz dibinde batık ve atıkların oluşturduğu tabaka
İMALI
Üstü kapalı, örtülü (söz veya davranış)
İMECE
Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi
İMKAN
Yararlanılan uygun şart veya durum, olanak
İMLEK
Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret, logo
İMLİK
Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası
İMRAHOR
Padişah ahırlarına ve onlarla ilgili gereçlere bakmakla görevli kimse
İMREN
Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği, gıpta
İMRENCE
Herkesçe imrenilen şey veya kimse
İMROZ
Vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı, Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen bir tür koyun
İMTİYAZ
Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart, ayrıcalık
İMZA
Bir kimsenin herhangi bir belgeyi yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde kullandığı işaret
İNAM
Emanet, vedia
İNCESAZ
Türk müziğinde keman, ney, tambur, kemençe, ut, kanun, daire vb. çalgılardan ve okuyuculardan oluşan, fasıl yapan topluluk
İNCEYAĞ
Yakıt olarak veya yağlamada kullanılan akışkan nitelikteki mineral yağ
İNFAK
Nafaka verip bir kimsenin geçimini sağlama
İNFAZCI
Öldürme veya cezalandırma işini yapan kimse
İNKILAP
Toplum düzenini ve yapısını daha iyi duruma getirmek için yapılan köklü değişiklik, iyileştirme, devrim, reform
İNMEK
Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek
İNSAF
Acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet
İNSAN
Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı
İNTİHAR
Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi
İNİSYAL
İlk satırın ilk harfinin büyük puntoda ve süslü yazılarla dizilme işlemi
İPLEMEK
Saygı göstermek, değer vermek
İPLİCİK
Sığırların soluk borularına yerleşen ve ara konakçısız bulaşan, en çok 8 santimetre uzunluğunda akciğer kıl kurdu (Dictyocaulus viviparus)
İPLİKÇİ
İplik yapan veya satan kimse
İRADE
Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç
İRANİST
İran dili ve kültürü ile uğraşan kimse
İRİDYUM
Atom numarası 77, atom ağırlığı 193,1, yoğunluğu 22,4 olan ve platin filizlerinde bulunan değerli bir element (simgesi Ir)
İRİN
Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı, cerahat
İRİTE
`Sinirlendirmek, rahatsız etmek` ve tıp alanında `tahriş etmek, kaşındırmak` anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz
İSHAL
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı
İSKELET
İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih
İSLAMCI
Müslümanlığın esaslarını sadece dinî hayatta değil, hukuksal, ekonomik ve siyasal düzenlemelerde de geçerli kılmak isteyen
İSLOVEN
Sloven
İSLİKÜF
Toprakta ve gübreliklerde çürükçül yaşamakla birlikte kulak, burun, akciğer asalağı olarak da gelişebilen asklı mantar (Aspergillus fumigatus)
İSMEN
Adını belirterek, adını söyleyerek, adını vererek
İSNAT
Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme, atfetme
İSPAT
Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma, kanıtlama, tanıtlama, tanıt
İSPİNOZ
İspinozgillerden, gagası kısa ve koni biçiminde, sırt tüyleri yeşilimtırak mavi, boynu ve karnı kırmızı renkte, güzel sesli bir kuş (Fringilla coelebs)
İSPİR
At veya araba uşağı
İSTEM
Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, talep, arzu
İSTER
Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum
İSTOP
Ebenin topu havaya atması, diğerlerinin kaçışması ve ebe tarafından diğer oyuncuların topla vurulması biçiminde oynanan bir oyun
İSTİARE
Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme
İSTİBAT
Olmasını uzak görme, imkân vermeme, uzaksama, ıraksama
İSTİCAL
İvedilik, acele etme, müstaceliyet