İSTİF
Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın
İSTİHZA
Gizli veya kinayeli bir biçimde alay
İSTİNAF
Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme
İSTİSNA
Bir kimse veya bir şeyi benzerlerinden ayrı tutma
İSVEÇLİ
İsveç halkından veya bu halkın soyundan olan kimse
İSVEÇÇE
İsveç dili
İTA
Verme, ödeme
İTAEMRİ
Verile emri
İTALYAN
İtalya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse
İTBURNU
Yaban gülünün meyvesi
İTEKAKA
Kaba ve hoyrat bir biçimde iterek
İTHALAT
Başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma, dış alım
İTMİNAN
İnanma, güvenme
İTİ
İtici güç, ilham verici
İTİMAT
Güven, güvenç, emniyet
İVEDİ
Acele
İVEDİLİ
Acil
İVESİ
Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, başı kahverengi, kirli sarı veya siyah olan, vücudu beyaz, yapağısı kaba ve karışık olan, süt verimi yüksek bir tür koyun
İYON
Bir veya daha çok elektron kazanmış veya yitirmiş bir atom veya bir atom grubundan oluşmuş elektrik yüklü parçacık, yükün
İYİHAL
Bir kimsenin yaşayışında kötü ve sakıncalı bir durum olmama hâli, hüsnühâl
İYİMSER
Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren, kötümser karşıtı, nikbin, optimist
İZ
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare
İZAFE
Bir şeye veya bir kimseye bağlama, mal etme, yakıştırma
İZLEMEK
Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek
İZLENCE
Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü, program
İZLENİM
Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki, intiba, imaj
İZMARİT
İzmaritgillerden, pullu ve kılçıklı bir tür küçük balık (Maena smraris)
İZİN
Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük, müsaade, ruhsat, icazet, mezuniyet
İZİNSİZ
Ceza olarak hafta sonu veya tatil günü çıkmasına izin verilmeyen (asker veya yatılı öğrenci)
İÇ
Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı
İÇAÇMAK
gönle ferahlık vermek, gönlü ferahlatmak
İÇAĞA
Vezirlerin gözde uşağı
İÇBARIŞ
Ailede veya toplumda sağlanmış iç huzur
İÇBÖLGE
Bir limanı ithalat ve ihracat etkinlikleri bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı, dar veya geniş bölge, art bölge, hinterlant
İÇBÜKEY
Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan, obruk, mukaar, konkav
İÇKAPAK
Kitabın dış kapaktan sonra gelen, adını ve bazı özelliklerini içeren sayfa
İÇKAVUZ
Buğdaygil çiçeğinin erkek ve dişi organlarını içerisinde tutan ve başakçık eksenine aşağıdan ve dış taraftan bağlanmış olan kavuz
İÇLEM
Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü, tazammun
İÇMİMAR
Bir yapıyı, kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse, dekoratör
İÇPİLAV
Tavla zarı büyüklüğünde doğranmış kuzu ciğeri, fıstık, pirinç, kuş üzümü, yağ ve baharat kullanılarak pişirilen bir pilav türü
İÇSES
Kelimenin ön sesle son sesi arasında kalan ses veya sesler
İÇSİZ
İçi olmayan (taneli sebze veya kuru yemiş)
İÇTİHAT
Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç
İÇTİMA
Askerlerin silahlı ve donatılmış olarak toplanmaları
İÇYÜZ
Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyet, zamir (II), künh
İÇİTMEK
Sıvıyı şırınga vb. ile vücuda vermek, zerk etmek
İÇİÇE
Biri ötekinin içinde veya birine ötekinden geçilen
İĞ
Pamuk, yün vb.nden iplik eğirmekte kullanılan, ortası şişkin, iki ucu sivri ve çengelli olan, ağaçtan yapılmış araç, eğirmen, kirmen
İĞAĞACI
Ana yurdu Asya'nın dağlık bölgeleri olan, bazı türlerinde yaprakları kışın dökülen, odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan, kömürü ile kara kalem resim yapılan küçük bir ağaç (Euonymus)
İĞDİŞ
Erkeklik bezleri çıkarılarak veya burularak erkeklik görevi yapamayacak duruma getirilmiş (hayvan ve özellikle at)