İKAME
Yerine koyma, yerine kullanma
İKAMET
Bir yerde oturma, eğleşme
İKAZ
Uyarma, uyarı, dikkat çekme, ihtar, tembih
İKEBANA
Belli kurallara göre yapılan çiçek düzenlemesi
İKMAL
Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, bütünleme
İKONA
Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri
İKRAH
Tiksinme, iğrenme
İKRAR
Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme
İKRAZ
Borç veya ödünç verme
İKSA
Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutmak için yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen, bağın
İKSİR
Hayatı ölümsüzleştirme, madenleri altına çevirme vb. olağanüstü etkileri olduğuna inanılan sıvı
İKTİDAR
Bir işi yapabilme gücü, erk, kudret
İKTİSAP
Kazanma, edinme, edinim
İKİLEME
İkilemek işi
İLAM
Bildirme, anlatma
İLAVE
Ekleme, ulama
İLAÇ
Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva
İLE
Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
İLEK
İncirin döllenmesini sağlayan sinek
İLENMEK
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek, lanet etmek
İLERİCİ
İlerlemeden yana olan, ileri düzeydeki toplumsal ve siyasi gelişmeleri benimsemiş olan (düşünce, kimse vb.), terakkiperver, gerici karşıtı
İLETMEK
Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek
İLETİ
Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj
İLGİSİZ
İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lakayıt, bigâne
İLHAK
Katma, bağlama, ekleme
İLKAH
Dölleme
İLKEL
İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif
İLKOKUL
Zorunlu öğrenim çağındaki kız ve erkek çocuklarının temel eğitim ve öğretimini sağlamak için devletçe açılan veya açılmasına izin verilen dört yıllık okul, ilk mektep, iptidai, iptidai mektep
İLMEK
Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm, ilmik
İLMİHAL
İslam dininin kurallarını öğretmek için yazılmış kitap
İLMİK
İlmek (I)
İLTİFAT
Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma
İLTİSAK
Kavuşma, bitişme, birleşme
İLZAM
Cevap veremez duruma getirme, susturma
İLİŞKİN
İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik
İLİŞMEK
Bir şeye hafifçe dokunmak, takılmak
İMA
Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme, işaretleme, anıştırma, ihsas
İMALE
Bir tarafa yatırma, eğme
İMAME
Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça
İMAMEVİ
Kadınlara özgü cezaevi
İMANIM
(imanım) `kardeş, arkadaş` anlamında kullanılan bir seslenme sözü
İMBAT
Yazın, gündüz denizden karaya doğru esen mevsim rüzgârı, deniz yeli
İMECE
Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi
İMLEMEK
İm koymak, imle göstermek
İMLİK
Kitap sayfaları arasına konulan ve okunan yeri belirlemekte kullanılan ince, uzun karton parçası
İMREN
Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği, gıpta
İMRENME
İmrenmek işi, imrenti, gıpta
İMRENTİ
İmrenme
İMRENİŞ
İmrenme işi
İMROZ
Vücudu beyaz, baş ve ayaklarda siyah lekeler bulunan, küçük cüsseli, uzun ve ince kuyruklu, kaba karışık ve uzun yapağılı, Gökçeada ve kısmen Çanakkale ilinde yetiştirilen bir tür koyun