UYGAR
Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan, medeni
UYGARCA
Uygar bir biçimde
UYGUR
Orta Asya'da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat eserleri bırakmış olan bir Türk kolu ve bu koldan olan kimse
UYLAŞIM
Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma
UYMAK
Ölçüleri birbirini tutmak
UYMAZ
Aykırı, başka türlü, mugayir
UYRUK
Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu, tebaa
UYRUKLU
Bir devletin yönetimi altında olan
UYSALCA
Uysal bir biçimde
UYUM
Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk
UYUTMAK
Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek
UYUŞMAK
Soğuk, basınç vb. yüzünden vücudun bir yerinde, duygu ve hareket geçici olarak azalmak
UZA
`defol git, kaybol` anlamlarında kullanılan bir söz
UZMAN
Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse), mütehassıs, kompetan
UZUNDİŞ
Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan ve bir ek bileziğiyle bir ters somunu alacak uzunlukta açılmış vida
UZUNLUK
Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı
UZİ
Kısa sürede birçok mermi atabilen, isabet oranı düşük, tek elle de kullanılabilen bir tür makineli tüfek
UÇ
Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası
UÇARICA
Uçarıya yakışır bir biçimde
UÇKUR
Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ
UÇUCA
Bir şeyin son noktasıyla, ikinci bir şeyin baş noktasını birbirine ekleyerek
UÇUŞMAK
Hep birlikte uçmak
UĞRAMAK
Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak
UĞRAŞ
Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet
UĞRULUK
Uğrunun yaptığı iş, hırsızlık, sirkat
UĞUNMAK
Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak
UĞUR
Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı
UŞKUN
Karabuğdaygillerden, yaprakları yürek biçiminde, kökü dıştan sincabi ve içten sarı renkte olan bir tür ravent (Rheum rhaponticum)
UŞŞAK
Türk müziğinde ana makamlardan biri
VAAT
Bir işi yerine getirmek için verilen söz
VAGON
Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı
VAH
`Yazık` anlamında söylenen bir söz
VAHİY
Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi
VAHŞİCE
Vahşi bir biçimde, vahşicesine, vahşiyane
VAKFİYE
Bir vakfın şartlarını bildiren belge, vakıfname
VALLAHİ
`Tanrı'yı tanık tutarım, Tanrı hakkı için` anlamında kullanılan bir yemin sözü, billahi, tallahi, vallaha
VAN
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
VANA
Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet, valf
VANİLYA
Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki (Vanilla planifolia)
VARDA
`Dikkat et, savul, destur` anlamlarında bir seslenme sözü
VARGI
Verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç
VAROLUŞ
Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu, mevcudiyet, öz karşıtı
VARYANT
Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol
VARİDAT
Gelirler
VARİL
Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap
VASİYET
Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey
VAT
Saniyede bir jullük iş yapan bir motorun güç birimi
VATOZ
Köpek balıklarından, sırtında büyük dikenleri olan, kuma gömülü olarak yaşayan bir balık (Raja clavata)
VATSAAT
Gücü bir vat olan bir makinenin bir saatte yapacağı iş
VAY
Şaşma anlatan bir söz