ZONA
Deride, sinirler boyunca, özellikle gövde, bacak ve yüzde birtakım ağrılı fiskelerle beliren, mikroplu bir hastalık
ZORALIM
İşlenen bir suç karşılığı olarak suçlunun malının bütünü veya bir bölümü üstündeki mülkiyetine son verilmesi ve bu mülkiyetin bir başka kuruluşa devredilmesi, müsadere
ZORBACA
Zorbaya yakışır bir biçimde
ZORCA
Biraz zor
ZORGULU
Davranışları uygunsuz ve yersiz olmasına karşın bunları yapmak için önüne geçilmez bir zorgu duyan (kimse)
ZORLAMA
Zorlamak işi, zecir
ZORUNNE
`amacın ne, ne istiyorsun?` anlamında kullanılan bir söz
ZR
Zirkonyum elementinin simgesi
ZUHUR
Ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma
ZULÜM
Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa
ZURNA
Ağaçtan yapılan, iki karış boyunda, ağız bölümü yayvan, keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı
ZZ
Türk alfabesinin yirmi dokuzuncu sırasında yer alan ve Ze adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, diş eti sızıcısını gösterir
ZÜHUL
İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme
ZÜPPECE
Züppeye yakışır bir biçimde
ZİFİR
Tütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir
ZİGOT
Erkek ve dişi gametin birleşmesiyle oluşan döllenmiş hücre
ZİHAF
Aruzla yazılmış şiirlerde uzun bir ünlünün ölçü gereğince kısa okunması, imale karşıtı
ZİL
İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç
ZİLE
Tokat iline bağlı ilçelerden biri
ZİLKADE
Ay takviminin on birinci ayı
ZİNDE
Dinç, canlı, diri, sağlam
ZİYAFET
Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek, şölen, toy (II)
ZİYARET
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
ÇABA
Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma, gayret, ceht, efor
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ
ÇADIRCI
Çadır diken veya satan kimse
ÇADIRLI
Çadırı olan
ÇAKAL
Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus)
ÇAKALOZ
Mermi olarak çakıl taşı atan bir top türü
ÇAKAR
Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla ve sürekli belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener, şimşekli fener
ÇAKIR
Açık mavi, hareli ela (göz)
ÇAM
Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus)
ÇAMARDI
Niğde iline bağlı ilçelerden biri
ÇAMAŞ
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
ÇAMAŞIR
İç giysisi
ÇAMBALI
Arıların sarı çam üzerinde bulunan yaprak bitlerine salgıladıkları sıvıdan oluşturdukları bir bal türü
ÇAMOLUK
Giresun iline bağlı ilçelerden biri
ÇAMÇA
Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığı (Leuciscus rutilus)
ÇANAK
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap
ÇANKAYA
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
ÇANKIRI
Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı
ÇARE
Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu
ÇARIK
İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı
ÇARK
Bir eksenin döndürdüğü tekerlek biçimindeki makine parçası
ÇARKACI
Osmanlı ordusunda öncü süvari birliğinde görevli asker
ÇAT
Sert bir şeyin kırılırken çıkardığı ses
ÇATALCA
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
ÇATAPAT
Ayakla çiğnendiğinde veya bir yere sürtüldüğünde `çat pat` diye patlayan bir eğlence fişeği, çatpat