NEZETME
Nezetmek işi veya durumu
NEŞİR
Yayma, dağıtma, saçma
NOTA
Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret
NUH
`İnat etmek, ayak diremek` anlamındaki Nuh deyip peygamber dememek ve `çok eski, çoktan modası geçmiş, köhnemiş` anlamındaki Nuh Nebi'den kalma deyimlerinde geçen bir söz
NÖRON
Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi
ODA
Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, göz
OFLAMAK
`Of` diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek
OKATMAK
oku fırlatmak
OKUTMAK
Okumasını, öğrenim görmesini sağlamak
OKUTMAN
Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı, lektör
OKÇULUK
Ok yapma veya satma işi
OKŞATMA
Okşatmak işi
OLUŞMAK
Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek
ONARMAK
Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek
ONARTMA
Onartmak işi
ONATMAK
Onama işini yaptırmak
ONMADIK
Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan
OPSİYON
Bekletme süresi
ORDİNAT
Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri
ORNATMA
Ornatmak işi, ikame etme
ORUÇSUZ
Oruç tutmayan (kimse)
OSURTMA
Osurtmak işi
OTAMAK
Bitkinin yaprak veya köklerini vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak, tedavi etmek
OTARMAK
Otlatmak
OTLATMA
Otlatmak işi
OTORİTE
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet
OTOSTOP
Bir yayanın yoldan geçen bir otomobili durdurarak binmesi ve gideceği yere para vermeden gitmesi
OTOSİST
İşitme kesesi
OTURTMA
Oturtmak işi
OY
Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey
OYLATMA
Oylatmak işi
OYNATIM
Oynatma işi
OYNATIŞ
Oynatma işi
OYNATMA
Oynatmak işi
PARABOL
Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri, yarı kübik
PARAÇOL
Gemi çatmasında eğri parça
PAZAR
Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer
PEDİKÜR
Tırnakları kesip düzeltme, nasırları yumuşatma veya çıkarma gibi işlerle ilgili ayak bakımı
PEKİTME
Pekitmek işi, tekit
PES
Yenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için veya birinin şaşkınlık veren davranışlarına karşılık olarak kullanılan bir söz
PETEK
Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu
PEY
Bir sözleşmede taraflardan birinin öbürüne işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası
PEÇ
Rus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak
PEÇESİZ
Yüzünü örtmek için peçe takmamış olan
PLAK
Sesleri kaydetmek ve kaydedilen sesleri yeniden pikap veya gramofonda dinlemek amacıyla hazırlanan plastik daire biçiminde yaprak
POLİSAJ
Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi
PROVOKE
`Kışkırtmak` anlamındaki provoke etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
PUS
Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis
PİKE
Kabartmalı pamuklu kumaş
PİLOT
Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse