DİRAYET
İnce şeyleri kavrayış
DİYABAZ
Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle
DİYAFON
İş yerlerinde, apartmanlarda, taksi duraklarında kısa süreli karşılıklı konuşmayı sağlayan araç
DİYALİZ
Vücut sıvılarındaki istenmeyen maddelerin yarı geçirgen zar aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret
DİYEZ
Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti
DİZ
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer
DİZEY
Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre, matris
DİZİN
Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, endeks, indeks, fihrist
DİŞ
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri
EDEPSİZ
Utanılacak işleri sıkılmadan yapan, utanmaz, sıkılmaz, terbiyesiz (kimse)
EDİBANE
Terbiyeli, nazik
EDİNMEK
Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, elde etmek, iktisap etmek
EE
Türk alfabesinin altıncı sırasında yer alan ve E adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından ince ünlülerin düz ve geniş olanını gösterir
EFSANE
Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye, söylence
EHLİYET
Sürücü belgesi
EHİL
Bir işte yetkili olan, bir işi yapan, erbap
EKBÜTÇE
Yıllık bütçeye sonradan eklenen bütçe
EKE
Büyük, yetişkin, yaşlı, kart
EKLEM
Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer, mafsal
EKLENTİ
Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça
EKMEKSİ
Ekmeği andıran, ekmeğe benzeyen, ekmek gibi, ekmeğimsi
EKOLOJİ
Canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilim dalı
EKONOMİ
İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat
EKUVVET
herhangi bir şeye ağırlık verildiğinde kullanılan bir söz
EKVATOR
Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı
EKİNLİK
Ekin ekilmiş yer
EKİT
Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası veya yapay gereç
ELEKLİK
Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü
ELEMENT
Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde
ELFRENİ
Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren
ELMAMSI
Elmayı andıran, elmaya benzeyen, elma gibi
ELMAS
Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila
EMAYE
Üzeri emayla kaplanmış olan
EMNİYET
Güvenlik
EMİK
Emmekten çürüyen yer, emme izi
ENAYİCE
Enayiye yakışır bir biçimde, enayicesine
ENDAMLI
Boylu, boyu bosu yerinde
ENDEMİK
Sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan (bitki, hayvan)
ENDERUN
Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap, ket
ENGEREK
Engerekgillerden, başı üç köşeli, rengi siyah veya siyaha yakın, taşlık ve güneşli yerlerde yaşayan zehirli bir yılan (Vipera aspis)
ENGİN
Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi
ENLEM
Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri, arz derecesi
ENSTİTÜ
Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu
ENİKONU
İyiden iyiye, iyice, oldukça
ERGEN
Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme, akil baliğ, baliğ
ERGİ
İyi bir şeye erişme durumu, mazhariyet
ERGİN
Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş