ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı
ÖNDELİK
Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar, avans
ÖNDER
Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse, lider, şef, alemdar
ÖNDEYİŞ
Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce, geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm, prolog
ÖNDOĞRU
Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut (II), koyut, postulat
ÖNELEME
Yarışmalara veya sınavlara katılacak esas kişileri belirlemek için yapılan eleme
ÖNEZE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin
ÖNKABUL
Başvurunun değerlendirilmesinden önce yapılan ilk kabul işlemi
ÖNKAYIT
Kesin kabul ve kayıt işlemlerinden önce aday başvurularının kabulü
ÖNLÜK
Herhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü, iş önlüğü
ÖNODA
Gözde saydam tabaka ile iris arasında kalan boşluk
ÖNOLOJİ
Şarapla ve şarap yapımıyla ilgilenen bilim dalı
ÖNRAPOR
Esas rapora dayanak olmak üzere hazırlanmış olan ön bilgi yazısı
ÖNSEL
Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan, apriori
ÖNSEÇİM
Genel seçimde aday gösterilecek kişileri belirlemek için bir parti üyesi olan belli sayıdaki delegelerin katılmasıyla yapılan seçim
ÖNSÖZ
Kitapların giriş kısmına konulan, o eserin konusunu, amacını, işleniş biçimini anlatan yazı, sunuş, söz başı, ön deyi, mukaddime
ÖNTASIM
Vargısı başka bir tasımda küçük veya büyük önerme durumunda olan tasım
ÖNTEKER
Araçların ön düzeninde yer alan tekerlek
ÖNVURGU
Yer adlarında, zarf, bağlaç ve ünlem olarak kullanılan bazı kelimelerde, ilk hecede bulunan vurgu: A'nkara, Ka'yseri, a'nsızın gibi
ÖNYARGI
Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm, peşin fikir
ÖNÖDEME
Bir alacağın gerçekleşmesinden önce verilen belirli bir miktar, pey akçesi
ÖNÜSIRA
Önünden, çok uzak olmayan bir aralıkla
ÖPMEK
Sevgi, saygı, bağlılık, teşekkür belirtmek amacıyla dudaklarını bir şeye veya birine değdirmek
ÖRDEK
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas)
ÖREKE
Eğrilmekte olan yün, keten vb. şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek
ÖRF
Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek
ÖRGÜN
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
ÖRGÜT
Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat
ÖRGÜTLÜ
Örgütlenmiş olan, teşkilatlı
ÖRK
Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip, örük
ÖRMEK
İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak
ÖRNEK
Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model
ÖRS
Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli, demir araç
ÖRTENEK
Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü
ÖRTMECE
Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam
ÖRÜLÜ
Örülmüş olan
ÖRÜMCEK
Örümcekler takımından, ince bir ağ örerek küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan (Aranea), örümce
ÖTE
Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera, beri karşıtı
ÖTÜCÜ
Güzel öten, ötüşü güzel olan
ÖTÜRÜ
Bir şeyden dolayı, bir şey yüzünden, dolayı, naşi
ÖZBEK
Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşayan, Türk soyundan bir halk ve bu halktan olan kimse
ÖZDEN
Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili
ÖZDEŞ
Her türlü nitelik bakımından eşit olan, aralarında fark bulunmayan
ÖZELDİL
Aynı meslekten olanların veya aynı iş alanında çalışanların kendi aralarında konuştukları dil
ÖZELLİK
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa(I), mahsusluk, spesiyalite
ÖZERK
Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom
ÖZGECİL
Özgeci tutumu olan
ÖZGÜR
Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan, hür
ÖZLEMLİ
Özlemi olan, özleyen, hasretli
ÖZLEŞME
Özleşmek işi, arılaşma