AA
Türk alfabesinin ilk sırasında yer alan ve A adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından kalın ünlülerin düz ve geniş olanını gösterir
ABA
Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü
ABALI
Aba giymiş olan
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama
ABBAS
`Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse` anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz
ABDAL
Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri
ABE
Seslenmek ve dikkati çekmek için özellikle Rumeli'de kullanılan bir söz
ABHAZCA
Abhazlar tarafından kullanılan dil, Abazaca
ABLAK
Yayvan ve dolgun (yüz)
ABLAKÇA
Ablak gibi
ABLALIK
Abla olma durumu
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü
ABLATİF
Çıkma durumu
ABLAVUT
Bön, aptal, sersem (kimse)
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma, sürdürüm
ABOSA
Gemide hareket hâlindeki halatın veya zincirin bir an durdurulması için verilen komut
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek
ABRAŞ
Alaca benekli
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen
ACEMİER
Askere yeni alınan ve eğitim dönemini henüz tamamlamamış er
ACEMİŞİ
Döşemelik kumaşların üzerine renkli ipek iplikle işlenen, yer yer altın veya gümüş boncuklarla süslenmiş nakış
ACIAĞAÇ
Sedef otugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kabuğu ve odunu hekimlikte kullanılan küçük bir ağaç, kavasya (Quassia amara)
ACIFREN
Hızla yapılan fren
ACIKARA
Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir tür ekşi üzüm
ACILI
Acı katılmış olan
ACIOT
Kuzey Anadolu dağlarının ormanlarında yetişen, toprak altında bilek kalınlığında kökü bulunan çok yıllık ve otsu bir bitki (Tamus communis)
ACISU
İçindeki minerallerin etkisiyle tadı sert olan kuyu veya pınar suyu
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey
ACİZANE
Söz söyleyen kimsenin, kendi yaptıklarını abartmamak için kullandığı `âcizlere yakışacak bir biçimde` anlamında kullanılan bir nezaket sözü
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire
ADAK
Adanılan şey, nezir
ADAKSIZ
Adağı olmayan, adak adamamış olan
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe
ADALI
Ada halkından olan (kimse)
ADAMCIK
Kendisine acınılan kimse
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis
ADANA
Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
ADANALI
Adana ilinden olan kimse
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı
ADATEPE
Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aşınımdan dolayı ortaya çıkmış tepe
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse
ADAÇAYI
Ballıbabagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan güzel kokulu bir bitki, dağ çayı (Salvia officinalis)
ADAŞ
Adları aynı olanlardan her biri
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm