TAMAH
Açgözlülük
TUTANAK
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname
UTANGAÇ
Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup
UTANMAK
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, mahcup olmak
VAROŞ
Kent veya kasabada kenar mahalle
VERİM
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman
YAKACAK
Odun, kömür gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde, mahrukat
YARATIK
Yaratılmış canlı varlık, mahluk
YER
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
YÖRESEL
Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal
YÖRÜNGE
Bir gök cisminin hareketi süresince izlediği yol, mahrek
YÜKLÜ
Yükü olan, mahmul
ÇIKAK
Çıkılacak yer, çıkıt, mahreç
ÖZELLİK
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa(I), mahsusluk, spesiyalite
ÖZGÜLÜK
Özgü olma durumu, mahsusluk
ÖZLÜK
Bir şeyin durumu, mahiyeti
ÜZGÜN
Üzülmüş, üzüntü duymuş, mahzun, melul, meyus, mükedder
İFLAS
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik
İSTİNAF
Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme
İÇYÜZ
Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan neden veya nitelik, mahiyet, zamir (II), künh
ŞAKADAN
Şaka olarak, şaka diye, şakacıktan, mahsus