AKGÖZLÜ
Gözlerinin rengi açık olan ve nazarının hemen değdiğine inanılan (kimse)
AYNAGÖZ
Uyanık, cingöz
AÇGÖZ
Açgözlü
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse)
BUGÖZLE
Bu anlayışla
GÖZ
Görme organı, basar
GÖZDE
Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey), favori
GÖZEMEK
Kumaştaki deliği örerek kapatmak
GÖZENEK
Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri
GÖZER
Buğday, toprak vb.nin elendiği iri gözlü kalbur
GÖZETME
Gözetmek işi
GÖZETİM
Gözetme işi, nezaret
GÖZETİŞ
Gözetme işi
GÖZGÖZE
Birbirine bakar bir biçimde
GÖZLEME
Gözlemek işi, tarassut
GÖZNURU
Yoğun bir emek sonucu ortaya çıkan iş
GÖZÜM
gözümün nuru
KARAGÖZ
Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
KENEGÖZ
Çok küçük gözlü (kimse)
KÖTÜGÖZ
Kem göz
PARAGÖZ
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse), para canlısı, paragözlü
SARIGÖZ
İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
TEPEGÖZ
Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç
UYURGÖZ
Normal durumlarda sürmeyip uyur vaziyette kalan fakat gerektiğinde sürerek dal, yaprak oluşturan tomurcuk