ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis)
ADİADIM
Adımda uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapılan bir yürüyüş türü
AFİŞE
`Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak` anlamlarındaki afişe etmek, `bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak` anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı
AKBENEK
Gözün saydam tabakasında bir yara veya çıban sonucunda oluşmuş, görmeyi derece derece azaltan beyaz benek
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması
AKIŞMAZ
Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen, durağan
AKIŞSIZ
Akıp gitmeyen, ilerlemeyen
AKİM
Kısır, verimsiz, döl veremeyen
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha
ALENİ
Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan
ALTÇENE
İnsan ve hayvanlarda yiyecekleri çiğnemeye yarayan, oynayabilen çene
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten
ANTİMON
Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Sb)
ARDAK
İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç
ARDIÇ
Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus)
ARIZALI
Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.)
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal
AYIRMAÇ
Bir şeyi benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge, farika
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz
AZAPSIZ
Sıkıntı, acı vermeyen
AZI
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı
AĞZIPİS
Sövmeyi huy edinmiş olan (kimse)
BARBA
İhtiyar Rum meyhanecisi
BAŞAKÇI
Tarlalarda kalmış başakları veya bağlarda dökülmüş meyveleri toplayan kimse
BEDİRİK
Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı
BELASIZ
Bela içermeyen
BESİN
Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda
BESİÖRÜ
Tohum çimlenirken yeni çıkan bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayılmış bulunan besleyici maddelerin bütünü
BRİT
Düğmeyi iliklemek için kumaş veya iplikten yapılmış özel bir ilik türü
BULGU
Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey
CEHRE
Pamuk, yün, ipek vb.ni eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ
CEHRİ
Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök (Rhamnus infectorius)
CIRTLAK
Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz (ses)
CİBRE
Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası
CİNAS
Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma
DANSSIZ
Dans edilmeyen
DENETÇİ
Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör
DEVAMLI
Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan
DEVASIZ
İyileştirilemeyen, ilacı bulunamayan
DURAĞAN
Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit
DÖVÜŞÇÜ
Dövüşmeyi seven kimse
DÜMEN
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça
DİKEN
Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri