ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis)
AKŞAMKİ
Akşam olan, akşam yapılan
AZİMKAR
İradeli, gayretli, istençli, kararlı
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse)
BENİMKİ
Benim olan, benimle ilgili olan
BİLET
Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge
BİZİMKİ
Bizim olan, bizimle ilgili olan
CAMKAYA
Siyah, yeşil, kahverengi ve kırmızı renklerde olabilen, yanardağlardan püsküren lavın aniden soğumasıyla oluşan volkanik cam, obsidiyen
ELFRENİ
Duran bir taşıtı, bulunduğu yerde sabitleştirmek veya hareket imkânını engellemek için kullanılan ve elle yönetilen fren
FİTNECİ
Fitne çıkaran, karıştırıcı, ara bozucu, fitne fücur, fitne kumkuması
GOMALAK
Mobilya cilası ve zamk yapımında kullanılan, alkolde eriyen bir tür hayvansal reçine
KISIR
Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan)
KUMKUMA
Küçük testi, çömlek
KİTRE
Gevenden çıkarılan bir zamk türü, kestere
LAK
Uzak Doğu'da yetişen Amerikan elmasından çıkan zamk
LÜK
Boyacılıkta kullanılan Hint zamkı
MADEM
`Değil mi ki, -diği için, -diğine göre` anlamlarında sebep göstermek için, başına getirildiği cümleyi daha sonraki cümleye bağlayan bir söz, mademki
MADEMKİ
Madem
OLMAZ
İmkânsız, gerçekleşemez, gayrimümkün
OLUMSAL
Olması kadar olmaması da mümkün bulunan, zorunlu karşıtı
TAMKARE
Bir rasyonel sayının veya cebirsel ifadenin karesi olan sayı veya ifade
TROPLAR
Antik Çağ kuşkucularının var olan şeyler hakkında nesnel bilgi edinebilmenin imkânsızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler
YETKİ
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet
ZAMK
Akasya, kitre, sütleğen vb. ağaçların kabuklarından sızarak donan, eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan, renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte biçimsiz madde
ÖLÇÜLEN
Bir ölçme işlemine imkân sağlayan fiziksel büyüklük
İMKAN
Yararlanılan uygun şart veya durum, olanak
İSTİBAT
Olmasını uzak görme, imkân vermeme, uzaksama, ıraksama