AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama
AYET
Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri
AYIPSIZ
Ayıbı, kusuru olmayan
AZNAVUR
İri yarı, kırıcı, sinirli, asık suratlı, sert kimse
BASUR
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit
CESUR
Yürekli
CESURCA
Cesura yakışan
DÜRZİ
Suriye'nin Havran bölgesinde, Lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk
DÜZYAZI
Şiir olmayan söz ve yazı, nesir, mensur, inşa
EKŞİYÜZ
Ekşi surat
EĞRİYÜZ
Asık surat
FALSOLU
Yanlış, hatalı, kusurlu
FOSURTU
Sigara fosur fosur içilirken çıkarılan ses
FRİSA
Tütsüleme suretiyle kurutulmuş ringa balığı
HİTİT
MÖ XX-XII. yüzyıllar arasında Anadolu'da, XII-VIII. yüzyıllar arasında Hatay ve Kuzey Suriye'de devletler kurmuş olan eski bir ulus, Eti
KABAHAT
Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet
KELEŞ
Yiğit, cesur, bahadır
KOÇBAŞI
XV. yüzyılın sonuna kadar kullanılan, kuşatılan bir şehrin veya kalenin sur ve kapılarını yıkmaya yarayan, ön tarafı koçun başına benzeyen ağır direk
KUSUR
Eksiklik, noksan, nakisa
KUSURLU
Kusuru olan
KÜSUR
Artan bölüm, geriye kalan bölüm
KÜSURAT
Artan, geriye kalan parçalar, kesirler
MAKSURE
Camilerde, parmaklıklarla çevrilmiş yer
MEKİK
El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç
OSURGAN
Çok yellenen
OSURMAK
Yellenmek
OSURTMA
Osurtmak işi
OSURUK
Yellenme
PÜRÜZ
Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur
SAMİ
Hz. Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın, Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kolu
SELİM
Doğru, dürüst, kusursuz
SUR
Kale duvarı
SURET
Görünüş, biçim
SURUÇ
Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri
TEKİR
Barbunyaya (I) benzeyen bir balık (Mugil surmulletus)
UNSUR
Öge
YASİN
Kur'an surelerinden biri
YÜREKLİ
Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan, gözü pek, babayiğit, koçak, cesaretli, cesur, cüretli, cüretkâr
ÇOPUR
Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse), işkembe suratlı
ÖGE
Bir bütünü oluşturan, bütünden ayrıştırıldığında da kendi başına anlam taşıyan parça, unsur
ŞEHLA
Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı (göz)