ÇENETLİ
İki veya daha çok çenedi bulunan
ÇENGİ
Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın
ÇENTMEK
Bir şeyin kenarında kertik açmak
ÇEPEL
Kir, bulaşık, çamur, pislik
ÇEPELLİ
İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunan
ÇEPER
Çit
ÇEPERLİ
Çeperi olan, çeperle çevrili bulunan
ÇEPEZ
Bozuk ipek kozası
ÇEPİN
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
ÇEREZ
Asıl yemekten sayılmayan, peynir, zeytin vb. yiyecekler
ÇEREZCİ
Çerez satan kimse
ÇERGECİ
Padişah çadırını beklemekle görevli yeniçeri
ÇERÇEVE
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık
ÇERÇİ
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse
ÇERİ
Asker
ÇETELE
Çizilerek veya oyularak açılan kertik
ÇETİN
Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan, güç (II), zor, müşkül
ÇETİNCE
Çetin
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi
ÇEVRECİ
Çevre kirliliği sorunlarıyla uğraşan kimse veya topluluk
ÇEVRİLİ
Çevrilmiş, kuşatılmış
ÇEVİKÇE
Çevik bir biçimde
ÇEVİRGE
Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem
ÇEVİRGİ
Anahtar, tokmak vb. çevrilebilen araç
ÇEVİRİM
Çevirme işi
ÇEVİRİŞ
Çevirme işi
ÇEYİZ
Gelin için hazırlanan her türlü eşya, cihaz
ÇEÇ
Tahıl yığını
ÇEÇEN
Kafkasya'nın kuzeydoğusundaki Çeçen Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse
ÇEÇENCE
Çeçen dili
ÇEŞME
Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı, pınar
ÇEŞNİ
Yiyeceğin ve içeceğin tadı, tadımlık
ÇEŞNİCİ
Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse
ÇEŞNİLİ
Çeşni katılmış olan
ÇEŞİTLİ
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi
ÇIBAN
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi
ÇIDAM
Sabır
ÇIFIT
Yahudi
ÇIKACAK
Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu, çıkma
ÇIKAK
Çıkılacak yer, çıkıt, mahreç
ÇIKAN
Çıkarma işleminde bütünden alınan sayı
ÇIKAR
Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
ÇIKARCI
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan (kimse), çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar
ÇIKARIM
Çıkarma işi
ÇIKARIŞ
Çıkarma işi
ÇIKARMA
Çıkarmak işi, emisyon
ÇIKARTI
Boşaltım ile vücuttan dışarı çıkan madde, ıtrah maddesi
ÇIKIKÇI
Çıkıkları düzelten kimse
ÇIKIN
Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı
ÇIKINTI
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm