ÖKÇESİZ
Ökçesi olmayan (ayakkabı)
ÖKÜZLÜK
Budalalık, sersemlik
ÖLDÜRÜŞ
Öldürme işi
ÖLESİYE
Ölümü göze alacak kadar, ölürcesine
ÖLGÜN
Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
ÖLMEK
Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek
ÖLMEZ
Ölümsüz, kalıcı olan
ÖLMÜŞ
Ölen, ölü olan
ÖLÇEK
Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü
ÖLÇER
Ateşi karıştıracak demir kol
ÖLÇME
Ölçmek işi
ÖLÇÜLEN
Bir ölçme işlemine imkân sağlayan fiziksel büyüklük
ÖLÇÜLÜK
Ölçü olma durumu
ÖLÇÜM
Ölçme işi
ÖLÇÜNME
Ölçünmek durumu
ÖLÇÜSÜZ
Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan
ÖLÇÜT
Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke, kıstas, mısdak, kriter
ÖLÇÜŞ
Ölçme işi
ÖLÇÜŞME
Ölçüşmek işi
ÖLÜ
Hayatı sona ermiş, artık yaşamıyor olan, meyyit, morto, diri karşıtı
ÖLÜDOKU
Bir çarpma veya zedelenme sonucu oluşan yaradaki ölü hücre kümesi
ÖLÜDOĞA
Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim, natürmort
ÖLÜGİBİ
hiç kımıldamadan
ÖLÜMCÜL
Ölümle sona erme ihtimali olan veya ölümle sona eren
ÖLÜMLÜK
Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için ayırdıkları para
ÖLÜMSEK
Ölümcül
ÖLÜMÜNE
Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak
ÖLÜNMEK
Kendini feda etmek
ÖLÜRENK
Parlaklığı olmayan, donuk renk
ÖLÜSAAT
Herhangi bir faaliyet veya iş yapılamayan zaman, ölü zaman
ÖLÜSALI
Tabut
ÖMRÜNCE
Ömrü boyunca, yaşadığı süre içinde
ÖMÜRSÜN
beklenilmeyen iyi davranışlar karşısında kullanılan bir söz
ÖMÜRSÜZ
Ömrü kısa olan
ÖN
Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı
ÖNAVURT
Avurdun ön bölümü
ÖNBİLGİ
Herhangi bir konuda derinlemesine bir araştırma yapmadan sağlanan birtakım bilgi
ÖNCEDEN
Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce
ÖNCEL
Bir görevde, meslekte kendinden önce yerini tutmuş olan kimse, selef, ardıl karşıtı
ÖNCELİK
Bir şeyin öbüründen önce olması durumu, takaddüm
ÖNCESİZ
Zamanda başlangıcı olmayan, ezelî
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı
ÖNDAMAK
Damağın ön bölümü
ÖNDELİK
Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar, avans
ÖNDER
Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse, lider, şef, alemdar
ÖNDEYİŞ
Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce, geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm, prolog
ÖNDOĞRU
Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek, konut (II), koyut, postulat
ÖNELEME
Yarışmalara veya sınavlara katılacak esas kişileri belirlemek için yapılan eleme
ÖNEMSİZ
Önemi olmayan, ehemmiyetsiz
ÖNERMEK
Tavsiye etmek